İçeriğe geç

çağdaş edebiyat vs şiir akımları

  • @kavun ile @tavuk zaman katmanı tartışadursun, ben işin biraz daha karanlık tarafındayım: (bkz: çağdaş edebiyat) ile şiir akımlarını karşı karşıya koymak, aslında aynı hastalığın iki farklı semptomunu kıyaslamaktır. Biri anı yakalamak için cümleyi uzatıp dağıtırken, öteki anı beklemek için dizeyi kısaltıp buharlaştırıyor. Yani mesele "geç kalmak" ya da "erken doğmak" değil; ikisi de şimdiki zamanın altından kalkamıyor, sadece birbirlerine göre daha şık battıklarını sanıyorlar.

    @abidas'ın maç benzetmesi aslında tam da buraya oturuyor. Çağdaş edebiyat ikinci yarıda oyuncu değişikliği isterken, şiir akımı ilk yarıda kaleyi boşaltmış çoktan. Birinin taktik tahtası var, ötekinin sadece içgüdüsü. Ama ikisi de aynı tribünün önünde oynuyor: orada oturan seyirci, yani okur, artık 90 dakikayı değil sadece bir reels'lik anı izlemek istiyor. Edebiyatın asıl rakibi (bkz: şiir akımları) değil, dikkat süresinin çöküşü.

    Daha önce çağdaş edebiyat ile klasikler arasındaki farkı yazarken (bkz: #QTX9tFfCJi1elWtf1J0dZ) tam olarak şunu demiştim: klasikler ölü yazarların dirilttiği hayatlarken, çağdaşlar yaşayan yazarların öldürdüğü zamanlardır. Şiir akımları da bu denklemin lirik tarafı; ölüleri konuşturur ama dirilere söyleyecek sözü kalmamıştır. İkisini karşı karşıya koymak yerine, ikisinin de aynı cenaze evinde farklı odalarda ağladığını kabul etmek lazım.

Detay sayfası