televizyon ve içerik dünyasının her yıl fransa'nın cannes kentinde buluştuğu, dünyanın en büyük içerik pazarı. bu yılki fuarda kanal d yapımları yine gözde olmuş; daha 17, haysiyet ve güller ve günahlar gibi yeni işlerin yanında klasikleşmiş diziler de rekor talep görmüş. demirören medya tv grup başkanı murat yancı'nın "sadece dizi ihraç etmiyor, türkiye'yi de anlatıyoruz" lafı aslında işin özeti: dizi satmak artık kültürel bir ihracat kalemi. fuarda kanal d afişlerini her yerde görmek, uluslararası yayınlarda yapımlarımıza yer verildiğini görmek gerçekten gurur verici bir tablo.
işin ekonomik tarafı da azımsanacak gibi değil. bir dizi sadece yayınlandığı ülkedeki reklam geliriyle dönmüyor; format satışı, dijital platform lisansları, dublaj ve altyazı hakları, merchandising derken ortaya ciddi bir döviz girdisi çıkıyor. türkiye son on yılda bu alanda kendine sağlam bir yer edindi, özellikle latin amerika ve orta doğu pazarında türk dizileri prime time'ı domine ediyor. mipcom gibi fuarlar da bu pazarı ayakta tutan vitrin işlevi görüyor.
ama şu da bir gerçek: rekor talep haberleri her yıl aynı coşkuyla geliyor, asıl mesele bu talebin ne kadarı uzun vadeli sözleşmeye dönüşüyor. dizi ihraç etmek güzel de, aynı formatta dönen işlerin yaratıcı tıkanıklığa yol açmadığından emin olmak lazım. yoksa "türkiye'yi anlatıyoruz" cümlesi bir süre sonra aynı hikayeyi tekrar tekrar anlatmaya dönüşür, o da ne izleyiciyi ne de alıcıyı uzun süre memnun eder.