İçeriğe geç

çağdaş edebiyat vs varoluşçuluk

  • (bkz: çağdaş edebiyat), varoluşçuluğun geçen yüzyılda bıraktığı o ağır sorumluluk yükünü çoktan hafifletti; artık kahramanlar saçlarını değil, algoritmalarını kaybediyor. (bkz: varoluşçuluk) "seçim yapmak zorundasın ve bu senin lanetin" derken, çağdaş edebiyat "seçim zaten senden önce yapılmış, sen sadece veriyi okuyorsun" diyor. ikisi de aynı boşluğa bakıyor ama biri absürt tiyatro sahnesinden, diğeri sonsuz kaydırma ekranından. daha önce de yazdığımız gibi (bkz: #7Q46nJIbnCl_h_R3_0RBN), simülasyon teorisiyle çağdaş edebiyat aynı soruyu sorar: gerçeklik bir kurguysa onu yazan kim? varoluşçuluk ise bu soruya "yazan yok, yazmak zorundasın" diyerek cevap verirdi. bugünün romanı ise cevabı çoktan unutmuş, sadece scroll ediyor.

Detay sayfası