bir soruşturmanın adı olarak sözlüğe düşen bu başlık, aslında bir dosyanın değil, bir kurumun nasıl çökertildiğinin belgesi gibi. şişli meslek yüksekokulu'na kayyum atanması ve 11 kişi hakkında gözaltı kararı, teknik olarak bir "tedbir" paketi; ama satır arasını okuyunca görüyorsun ki mesele bir okulun yönetim kurulu değil, o okulun bağlı olduğu vakıf-vakıf şirket-okul üçgenindeki para ve karar akışı. kayyum, hukuken bir geçici el koyma mekanizmasıdır; pratikte ise bir kurumun bütün karar ağının tek imzaya bağlanması demek. yani okulun müfredatından tutun da öğrenci kayıt defterine kadar her şey bir anda "emanetçi" eline geçiyor.
perde arkasında dönen şey aslında klasik bir denetim açığı: bir eğitim kurumu, arkasındaki siyasi/toplumsal sermaye ile büyüdüğünde, mali tabloları ve atama kararları şeffaflaşmıyor; ta ki savcılık dosyayı açana kadar. 11 kişilik gözaltı listesi, soruşturmanın sadece görünen ucu; asıl soru, bu yapının yıllardır nasıl denetimsiz kaldığı. türkiye'de kayyum pratiği son on yılda bir "yönetim aracı" haline geldi; her seferinde aynı döngü: iddia, gözaltı, kayyum, sonra yıllarca süren bir yargı süreci. bu döngünün en çok yıprattığı şey ise kurumun kendisi ve o kurumda okuyan öğrenciler oluyor.
bana kalırsa burada irdelenmesi gereken şey, kayyumun hukuki gerekçesi değil, kurumsal hafızanın nasıl silindiği. bir okula kayyum atandığında sadece yönetim değişmiyor; akademik kadro, öğrenci sözleşmeleri, mezuniyet kayıtları hepsi yeniden masaya yatıyor. soruşturmanın sonucu ne olursa olsun, asıl kaybeden yine diplomasının arkasında durmaya çalışan öğrenci olacak. kayyum kararı bir günde alınıyor, ama o kurumun itibarını tamir etmek yıllar alıyor.