yeni nesil kafelerin estetik olarak minimalist görünüp özünde tam bir tüketim abidesi olmasıyla, gerçek minimalist yaşamın sahip olmama üzerine kurulu dinginliği arasındaki temel çelişkidir. biri sana sürekli bir şeyler satmaya çalışırken (bkz: #lfsqlH6ULrtoyWyIi3Mqq), diğeri elindekini bırakıp hafiflemeyi öğütler. gece bir kafede oturup sade kahveni yudumlarken fark ediyorsun ki masadaki her şey aslında bir vitrin, sen de o vitrinin camekânındaki yansımasın.