deprem, yer kabuğundaki kırıklar boyunca biriken enerjinin aniden boşalmasıyla oluşan sismik hareketlere verilen addır. türkiye'de bu işin iki resmi takipçisi var: afad ve kandilli rasathanesi. afad daha çok hasar ve acil müdahale odaklı raporlar geçerken, kandilli daha çok sismolojik veriye, büyüklük ve derinlik hesaplarına bakar. ikisinin de sitesinde "(bkz: son depremler)" listesi vardır, gece yarısı bir sarsıntı olduğunda herkesin ilk baktığı yer orasıdır.
son yıllarda "az önce deprem mi oldu" tarzı aramalar o kadar arttı ki, bu artık bir tür refleks haline geldi. insanlar sarsıntıyı hissettiği anda telefondan afad'ın sayfasına giriyor, sosyal medyada "deprem mi oldu" diye aratıyor. bu refleksin kendisi aslında toplumsal bir travmanın göstergesi. 17 ağustos 1999'dan bu yana geçen çeyrek asırda hâlâ her sarsıntıda aynı panik yaşanıyorsa, bu sadece depremin değil, hazırlıksızlığın da bir sonucu.
asıl mesele şu: bir deprem olduğunda kaç şiddetinde olduğunu öğrenmek elbette önemli ama bundan daha önemlisi o sarsıntının ardından ne yaptığımız. oturduğumuz binanın statiği, bulunduğumuz ilçenin zemin yapısı, evdeki eşyaların sabitlenip sabitlenmediği. bunlar deprem anında değil, depremden önce çözülmesi gereken işler. afad'ın son depremler listesini ezberlemek yerine, kendi binamızın deprem performansını öğrenmek çok daha hayat kurtarıcı olur.