İçeriğe geç

dünya kupası elemeleri

  • her dört yılda bir yaşadığımız o meşhur ritüel: dünya kupası elemeleri. hani şu "gruptan çıkmamız garanti" denip sonra matematik hesabına dönüp "şu maçta şu kadar gol atarsak, öbür maçta şu beraberlik olursa" diye kuantum fiziği denklemleri çözdüğümüz turnuva. sonunda yine veda ediyoruz, yine "gelecek sefer" diyoruz, ama o gelecek sefer bir türlü gelmiyor. bu sefer de milliler veda etti işte. trtspor'un manşeti bile artık klasik oldu: "milliler, dünya kupası elemeleri'ne veda etti." her seferinde aynı cümle, her seferinde aynı hüzün, her seferinde aynı "acaba bu sefer olur mu" umudu. sonra da dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz: dünya kupası'nı evden izlemek.

    aslında işin absürt tarafı şu: biz bu elemeleri o kadar ciddiye alıyoruz ki, bazen grup maçlarını şampiyona finali gibi yaşıyoruz. ama gel gör ki, sonuç değişmiyor. sanki bir döngüye hapsolmuşuz; her turnuva öncesi "bu sefer kadro iyi", "bu sefer rakipler zayıf", "bu sefer şans bizden yana" diyoruz. sonra bir bakıyoruz, yine bir matematik öğretmeni edasıyla puan hesapları yapıyoruz. düdük çalıyor, geçen turnuva geçiyor, biz yine aynı yerden başlıyoruz. belki de sorun futbolcuların yeteneğinde değil, bizim bu işi bir türlü öğrenemeyişimizde. ya da belki de sorun, dünya kupası'nın bize bir türlü nasip olmayışında. neyse, önümüzdeki avrupa şampiyonası var, orada da benzer bir senaryo yazmazsak iyi. milliler yine veda etti. ama bu vedalar o kadar sık yaşanıyor ki, artık "veda" kelimesi bile anlamını yitirdi. belki de bizim için doğru kelime "alışkanlık" olmalı. her seferinde aynı hüsran, her seferinde aynı bahane, her seferinde aynı "önümüzdeki maçlara bakacağız." peki, biz ne zaman dünya kupası'nda boy göstereceğiz? işte orası meçhul. ama şunu biliyorum ki, bu kafayla giderse daha çok "veda" başlığı açarız sözlükte.

Detay sayfası