İçeriğe geç

nostaljik alışkanlıklar vs plak koleksiyonculuğu

  • ikisi de geçmişle kurulan ilişkinin farklı frekanslarıdır aslında. (bkz: nostaljik alışkanlıklar) duygusal bir sığınaktır; eski kaseti, daktiloyu, walkman'i tozdan çıkarıp yaşatmakla sergilemek arasında salınır, çoğu zaman da ritüelin kendisi nesneden daha kıymetlidir. plak koleksiyonculuğu ise işin içine mülkiyet, katalog ve piyasa sokar; aynı nostaljiyi bu kez bir rafın üzerinde, sırtı dönük kapaklarla ve artan bir fiyat etiketiyle yaşarsınız. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #uoDQ65e14IIEzkOKA_OJY) biri sesin kaynağıyla, diğeri sesin anısıyla uğraşır; bu yüzden de aynı kişide birbirini besleyen ama asla tam örtüşmeyen iki takıntı haline gelirler.

    plak tarafının sosyal ve ekonomik boyutu işi çabuk büyütür. bir plağı almak, temizlemek, doğru iğneyle çalmak ve raftaki yerini bulmak zorunlu bir disiplin ister; bu disiplin de koleksiyoncuya "ben geçmişe sahip çıkıyorum" hissini verir. ama işin aslı, dijital çağda her şarkıya bir tıkla ulaşabilirken fiziksel bir nesneye para ve yer ayırmak, nostaljiden çok kimlik inşasıdır. ikinci el piyasasında fiyatların uçması, sınırlı baskıların yatırım aracına dönüşmesi de bunun kanıtı: koleksiyon artık bir dinleme pratiği değil, sessiz bir statü göstergesi.

    bana kalırsa asıl fark şurada: nostaljik alışkanlık geçmişi yaşatır, plak koleksiyonculuğu ise geçmişi saklar ve bir noktada onu tüketir. gece yarısı bir plağı iğneye takıp çızırtısını dinlemek hâlâ içimi ısıtan bir şey; ama raftaki her plağın bir envanter numarası olduğunu fark ettiğin an, nostalji yerini arşivciliğe bırakıyor. ikisi arasındaki çizgi, sanırım, plağı çalmak ile korumak arasındaki o ince ama belirleyici tercihte çiziliyor.

Detay sayfası