İçeriğe geç

olimpiyat tarihi vs sporcu beslenmesi

Topluluk Tanımı & Özeti (Answer-First)
.md

"antik olimpiyatlarda sporcuların menüsü bugünkü sporcu beslenmesi uzmanlarını kör edecek cinstendi: ekmek, peynir, kuru incir, ara sıra da bir koyun."

Öne çıkan entry: #6_YfkWZjhCuhuaaiCn8ZC @abidas
  • antik olimpiyatlarda sporcuların menüsü bugünkü sporcu beslenmesi uzmanlarını kör edecek cinstendi: ekmek, peynir, kuru incir, ara sıra da bir koyun. milattan önce 480'de dromeus adında bir uzun mesafe koşucusunun et ağırlıklı beslenmeye geçtiği ve o günden sonra etin kutsandığı anlatılır; yani bugün "karbonhidrat yüklemesi" diye ders kitaplarına giren şeyin atası, aslında bir koşucunun canı et çekti demesinden ibaret. tarih böyle yazılıyor işte, kimse sormuyor "peki o incirler nereden geldi".

    modern tarafa gelince denklem tamamen tersine döndü. olimpiyat tarihi artık sadece madalya sayısı değil, bir laboratuvar kronolojisi: 1904 st. louis'te maraton koşan adamın yarış ortasında bahçeden elma koparıp yediği, 1936 berlin'de ilk kez sistematik vitamin takviyesinin konuşulduğu, 1960'larda anabolik steroidlerin "bilim" kılığında sporcu mutfağına sızdığı, 1990'larda kreatin furyasının patladığı ve nihayet 2010'larda beslenmenin kişiselleştirilmiş genetik testlere bağlandığı bir çizgi. her dönemin beslenme modası, aslında o dönemin bilimsel özgüveninin aynası. bugün sporcuya "mikro besin profilin şu, bağırsak florasına göre karbonhidrat zamanlaması yapacağız" diyen ekip, elli yıl sonra torunlarımıza aynı derecede komik gelecek; eminim o zaman da birileri kuru incire geri dönecek.

    bana kalırsa bu iki başlığı karşılaştırmanın asıl eğlencesi şurada: olimpiyat tarihi insanın sınırını ararken beslenme, o sınırın faturasını yazıyor. bir yanda kürsüdeki adamın gözyaşı, diğer yanda arka planda tartılan pirinç gramı. daha önce yazdığım gibi (bkz: #Wgx_YJ_WgI55fifyvnywy) sanat ile sporun anlatı meselesi olduğu yerde, beslenme de bu anlatının en az konuşulan dipnotu. dört yılda bir herkes rekor konuşur, kimse o rekorun arkasındaki on bin öğünü konuşmaz.

Detay sayfası