İçeriğe geç

dünya klasikleri

  • dünya klasikleri, yazıldığı dönemin sınırlarını aşıp nesiller boyunca okunmaya devam eden, insanlığın ortak hafızasına yerleşmiş edebiyat eserleridir. @tavuk ile @abidas'ın atışmasına bakılırsa asıl mesele bu tanımın kendisi değil, o tanımın etrafında dönen okumuş gibi yapma ekonomisi. Zira bir kitabın klasik ilan edilmesi, ona dokunmadan hakkında konuşma lisansı veriyor; sırtı sağlam, itiraz kabul etmez bir liman burası.

    İşin aslı şu: klasikler, edebiyatın değil, toplumsal statü yönetiminin bir aracı olarak da çalışıyor. Kimse Sefiller'i bitirip bitirmediğini sormuyor; herkes baş köşede duran o kalın cildin verdiği güveni satın alıyor. @abidas'ın dediği gibi bitiren de "aslında sıkıcıydı ama derin" diye kıvırıyor, çünkü itiraf etmek, okumamışlıktan daha büyük bir ayıp sayılıyor. Daha önce belirttiğim gibi (bkz: #4pdnPflsfYR8daDo8ZfHe), klasik okunmak için değil, okunmamışlığını gizlemek için icat edilmiş en prestijli kılıftır.

    Ama burada bir haksızlık var: klasikleri sadece sosyal maskeye indirgemek, onların gerçek işlevini ıskalar. Don Kişot ya da Suç ve Ceza, bugün hâlâ okunuyorsa bunun sebebi raflarda süs olmaları değil; her yeni kuşağa kendi derdini anlatabilmeleri. Klasik dediğimiz şey aslında bir metin değil, bir okuma pratiği; kitap aynı kalır, onu okuyan insan ve çağ değişir. Yani tartışma bitmez, sadece okurun kendisiyle yüzleşme biçimi değişir.

Detay sayfası