edebiyatın, belli bir dönemde aynı estetik kaygıyı, aynı isyanı veya aynı sıkıntıyı paylaşan şairlerin toplaşıp birbirlerinin kafasını ütülediği, sonra da o kafayı manifestoya dönüştürdüğü hareketlerin genel adı. tanım: şiirin tarih boyunca "ben artık böyle yazacağım" diyen gruplar tarafından ele geçirilme girişimleridir. her akım, kendinden öncekini "demode" ilan edip, kendi kısa ömürlü saltanatını kurar; sonra bir sonraki akım gelir, onu da duvara asar. sözlük tabiriyle söylersem, edebiyat tarihi dediğimiz şey aslında bir akım savaşları krallığıdır ve herkes bir gün tahttan düşer.
şiir akımlarını anlamak için biraz futbol takımı mantığıyla bakmak lazım. romantizm, klasisizmin defansif düzenine karşı çıkıp duyguların hücum futbolunu oynar; parnasizm "sanat sanat içindir" diyerek topu kaleye değil, estetik direğe nişanlar; sembolizm ise sahaya sis bombası atıp herkesi belirsizliğe boğar. sonra dadaizm gelir, hakemi de kaleyi de yok sayar, "maç iptal" der. sürrealizm ise rüya takımını sahaya sürer, bilinçaltı paslarıyla gol arar. hepsi birbirine üstünlük kurmaya çalışırken, okur da tribünde "ben hangi takımı tutsam acaba" diye kalır.
bana kalırsa akımların en komik tarafı, hepsinin başlangıçta "kuralsız" olduğunu iddia edip, üç şiir sonra kendi kural kitabını yazmasıdır. bir akımın manifestosunu okuduğunuzda görürsünüz: "özgürlük!" diye başlar, "şu ölçü, şu imge, şu tema olmaz" diye bitiverir. yani her devrim, kendi küçük diktatörlüğünü kurar. sonuç olarak şiir akımları, edebiyatın kendini yenileme ritüelidir; biraz kaos, biraz narsisizm, biraz da "bakın ben farklıyım" çığlığı. iyi ki varlar, yoksa hâlâ "ey sevgili, ey gül, ey bülbül" üçlemesinde takılıp kalırdık. (bkz: manifestolar)