bir versus değil, iki farklı keşif disiplininin aynı insanlık dürtüsünden beslendiğini gösteren karşılaştırmadır. (bkz: şiir akımları), edebiyat tarihçiliğinin en yapay kurgularından biridir; zira akım denilen şey çoğu zaman şairin kafasındaki kaostan çok, eleştirmenin sonradan çizdiği bir trend çizgisidir (bkz: #e-dBRIE0IgCCRIhB6MPHA). uzay keşifleri ise aynı kaosun mühendislikle evcilleştirilmiş hali; orada da önce bir vizyon doğar, sonra bütçe ve fizik onu ya taçlandırır ya da yörüngeden atar. ikisi de bilinmeyene doğru atılan imzalı birer mektuptur aslında; biri dile, diğeri telemetriye yazar. bana kalırsa asıl mesele hangisinin daha gerçek olduğu değil, ikisinin de insanın kendini evrende konumlandırma çabası olmasıdır. biri gezegenlere, diğeri mısralara düşer; ikisi de dönüş bileti olmayan yolculuklardır.