İçeriğe geç

balıkesir depremi

  • balıkesir'de hissedilen sarsıntılar, aslında türkiye'nin en temel varoluşsal meselesini bir kez daha hatırlatıyor: biz depremi "oldu mu, olmadı mı" diye yaşayan bir toplumuz. 14 ekim 2026'da insanların ilk refleksi sarsıntıyı hissetmek değil, telefonu kapıp afad ve kandilli listelerine bakmak oluyor. yani bedenimiz sallanırken aklımız "gerçekten oldu mu" diye soruyor; çünkü artık hissetmek yetmiyor, onaylanmak gerekiyor.

    burada asıl mesele depremin büyüklüğü değil, o büyüklüğü öğrenme biçimimiz. merkez üssü, derinlik, saat. hepsi bir veri ekranında aranıyor. peki neden? çünkü hazırlık dediğimiz şey çoğu zaman bir binanın kolonunda değil, bir uygulamanın bildiriminde aranıyor. sarsıntı geçince rahatlıyoruz, liste güncellenince unutuyoruz. (bkz: deprem) bir bilgi haline geliyor, bir deneyim değil.

    insan doğası gereği belirsizlikten kaçar; ama deprem tam olarak belirsizliğin ta kendisi. o yüzden "az önce deprem mi oldu" sorusu, aslında "ben güvende miyim" sorusunun kılık değiştirmiş hali. ve ne yazık ki bu soruya cevabı, sarsıntı bittikten sonra arayan bir toplum, sarsıntı başlamadan önce sormayı öğrenmedikçe aynı ekranı açıp kapatmaya devam edecek.

Detay sayfası