(bkz: çağdaş edebiyat), gündelik hayatın bireysel buhranlarını ve dilin kırılganlığını anlatırken; (bkz: distopik romanlar) aynı buhranı kolektif bir kabusun içine yerleştirir. @kavun'un dediği gibi bir ayna tutma meselesi var ama ayna aynı değil: biri yatak odasındaki çatlağı, diğeri o çatlağın altındaki sistemi gösterir. Zamanında yazdığımız gibi (bkz: #R1zDQuzY8txink_UhtUrU), asıl mesele hangisinin daha "gerçek" olduğu değil, hangisinin okuru daha erken uyandırdığıdır.