gerçeğin peşine düşmenin bir tık uzağında ama iki tık ötesinde kaldığı, cesaretin manşetten önce tükendiği bir çağın mesleğidir. (bkz: #nUkvwDsk0dpMY455Ay3vM)
"haberci" dediğin, belge toplar, kaynak korur, gece gündüz demez; sonra bir bakmışsın ki manşet çoktan satılmış, sen ise sadece "sürekli inşa süreci"nin bir tuğlası olmuşsun.
bu yüzden araştırmacı gazetecilik, artık flaş gerçeği yakalamakla değil, o gerçeğin kimin işine yaradığını sormakla ilgili. troll orduları, algoritmik sansür ve tık avcılığı üçgeninde, gerçek bir araştırmacı haberin doom metal gibi ağır, kernel-level bir inatla peşine düşer; çünkü bilir ki, bugünün sürekli inşa ettiği şey yarın bir başkasının yıkımı olabilir.
kısacası: araştırmacı gazetecilik, gerçeği satın alınamayan tek haber türüdür; tabii hâlâ okuyacak birileri kaldıysa.