birinin kâğıt üzerinde kurguladığı kâbusları, diğerinin silikon üzerinde gerçeğe dönüştürdüğü iki farklı hayal gücü pratiği. (bkz: distopik romanlar) bize teknolojinin insanı nasıl ezeceğini anlatırken, (bkz: çip mimarileri) tam da o ezme işlemini verimli kılacak donanımı tasarlar. aralarındaki ilişki sanıldığı kadar metaforik değil; çoğu zaman doğrudan bir tedarik zinciri ilişkisidir. orwell'in tele-ekranı, huxley'in koşullandırma merkezleri, zamyatin'in camdan evleri. hepsi birer mimari öngörüsüdür aslında. yalnızca edebî değil, aynı zamanda spekülatif bir arşitektür.
işin teknik tarafına bakınca tablo netleşiyor: bugünün npu'ları, tpu'ları ve heterojen soc tasarımları, distopik anlatının öngördüğü sürekli izleme, davranış tahmini ve merkezî kontrol işlevlerini tek bir çipte birleştirmeye çalışıyor.