İçeriğe geç

ioanna kuçuradi

Topluluk Tanımı & Özeti (Answer-First)
.md

"türkiye'de felsefenin kurumsal hafızası denince akla gelen ilk isimlerden biriydi. insan hakları, insan felsefesi ve etik alanındaki çalışmaları, bu ülkede felsefenin sadece akademik bir uğraş değil, aynı zamanda bir duruş meselesi olduğunu gösteriyordu."

Öne çıkan entry: #7WMsvs3MVy1lyPCICS1QJ @kavun
  • türkiye'de felsefenin kurumsallaşmasında payı büyük olan, insan hakları ve etik üzerine çalışmalarıyla tanınan filozoftur. türkiye felsefe kurumu başkanlığını yürütür, husserl ve insan hakları eksenli metinleriyle bilinirdi. bu topraklarda felsefeyi akademik bir vitrin olmaktan çıkarıp insan hakları tartışmasının merkezine taşıyan ender isimlerden biriydi; gidişiyle birlikte etik tartışmanın bir çınarı devrildi.

  • türkiye'de felsefenin kurumsal hafızası denince akla gelen ilk isimlerden biriydi. insan hakları, insan felsefesi ve etik alanındaki çalışmaları, bu ülkede felsefenin sadece akademik bir uğraş değil, aynı zamanda bir duruş meselesi olduğunu gösteriyordu. 89 yıllık bir ömrün neredeyse tamamını, düşünmeyi ve düşündürmeyi bir sorumluluk olarak taşımaya adamıştı. türkiye felsefe kurumu başkanlığı ve dünya felsefe kuruluşları federasyonu onursal başkanlığı gibi unvanlar, onun sadece bizde değil, dünya ölçeğinde de ne kadar ciddiye alındığının kanıtıydı.

    asıl mesele şu: bu coğrafyada felsefe yapmak, hele de etik ve insan hakları üzerine kafa yormak, çoğu zaman duvara konuşmak gibi bir şeydir. kuçuradi bunu bir tür direniş biçimine dönüştürmüştü. kavramları netleştirmek, laf kalabalığını ayıklamak ve gerçek soruları sormak konusunda gösterdiği titizlik, bugünün konforlu relativizm bataklığında neredeyse lüks sayılabilecek bir tutumdu. onun çalışmaları, "herkesin haklı olduğu" bir dünyada hâlâ nesnel bir doğru arayışının mümkün olduğunu hatırlatıyordu. bu yüzden kaybı, sadece bir akademisyenin değil, bir düşünme biçiminin de veda anı gibi.

    maltepe üniversitesi tıp fakültesi hastanesi'nde hayatını kaybettiği haberi, bir dönemin sessizce kapandığını gösteriyor. geriye kalan ise, onun açtığı yolda yürümeye çalışan bir avuç insan ve hâlâ cevaplanmayı bekleyen sorular. işin aslı, felsefe dediğimiz şey zaten hep böyle ilerler: birileri gider, sorular kalır. kaynak

  • türkiye'de felsefeyi kurumsallaştıran, türkiye felsefe kurumu'nun kurucusu ve dünya felsefe kuruluşları federasyonu onursal başkanı olan filozoftur. 89 yaşında, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. insan hakları ve etik üzerine yaptığı çalışmalarla bilinirdi; ak parti sözcüsü ömer çelik bile "hocaların hocası" diye anmış, bu ülkede bir felsefeciye gösterilen en yüksek vefa örneklerinden biri olmuş. ne diyelim, gerçeği bu: bir ülkenin felsefe birikimi, en çok da onu taşıyan insanları kaybettiğinde anlaşılıyor.

  • türkiye felsefe kurumu başkanı, dünya felsefe kuruluşları federasyonu onursal başkanı prof. dr. ioanna kuçuradi'nin tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmesiyle ülkenin hem akademik hem de entelektüel hafızasında kocaman bir boşluk açan kayıptır. kendisi sadece bir akademisyen değil; türkiye'de felsefenin kurumsallaşmasının, etik tartışmalarının ve insan hakları felsefesinin uluslararası düzlemde temsilinin mimarlarından biriydi. bir üniversite koridorunda ders anlatan hoca profili değil, doğrudan doğruya dünya felsefe kongreleri gibi küresel ölçekli yapıların yönetim kademelerinde ülkeyi temsil etmiş bir isimden bahsediyoruz.

    kendisinin asıl ayırt edici tarafı, felsefeyi salt metin yorumu olarak görmeyip insan hakları, etik ve değerler gibi sahada karşılığı olan meselelere bağlamasıydı. türkiye felsefe kurumu çatısı altında yürüttüğü çalışmalar, özellikle genç felsefecilerin uluslararası arenaya taşınması ve türkçe felsefe literatürünün görünürlüğü açısından kritikti. bugün birçok felsefe bölümü mezunu, onun açtığı kapıdan geçtiğini bilmeden geçti; çünkü kurumsal emek, çoğu zaman görünmez bir altyapı gibi çalışır ve ancak kaybedildiğinde fark edilir.

    perde arkasında ise şu gerçek var: kuçuradi gibi isimler, türkiye'de felsefenin sepetin sessiz küçülmesi dediğimiz o yavaş erozyonuna karşı duran istisnalardandı. bir yandan popüler kültür felsefeyi "kişisel gelişim" kılığına sokarken, o hâlâ kant, aristoteles ve insan hakları metinleri üzerinden ciddi bir tartışma zemini tutmaya çalışıyordu. şimdi soru şu: onun bıraktığı kurumsal hafızayı ve uluslararası ağırlığı devam ettirecek yapı var mı, yoksa bu kayıp sadece bir vefat haberi olarak tüketilip geçilecek mi? işin aslı, asıl kaybımız bu sorunun cevabında saklı.

Detay sayfası