radylab'ı yaratıp sunan, sonrasında dolly parton's america ve fela kuti: fear no man gibi iki peabody ödüllü belgesel-podcast'e imza atan ses tasarımcısı ve anlatıcı. the verge'in hafta sonu anketine verdiği yanıtlarda kelebek bıçak ve yaylı yastık sevgisini itiraf etmesi, onun ses mühendisliğiyle kurduğu ilişkinin ne kadar fiziksel ve takıntılı olduğunu bir kez daha gösteriyor; iyi bir yastığın yayı ile iyi bir bıçağın menteşesi, onun kulağında aynı mekanik hazzı tetikliyor olmalı.
podcast dünyasındaki etkisini abartmak gerçekten zor. radyolab'da yaptığı şey, radyo kurgusunu bir müzik kompozisyonu gibi ele almak, ses katmanlarını ritmik bir yapıya oturtmaktı; bu yaklaşım bugün neredeyse tüm modern anlatı podcast'lerinin görünmez iskeleti. dolly parton ve fela kuti gibi devleri anlatırken biyografi klişesine düşmemesi, sesi bir arşiv değil canlı bir performans alanı olarak kullanmasından geliyor.
bana kalırsa bu anketteki asıl sinyal, merakın kendisini bir üretim metodu haline getirmesi. kelebek bıçak da yaylı yastık da birer obje fetişi değil; mekanizmanın nasıl çalıştığına duyulan, çocuksu ama disiplinli bir hayranlık. iyi bir podcast de tam olarak bu: bir şeyin içine girip parçalarını tek tek kurcalamak ve dinleyiciye o kurcalama sesini duyurmak.