biri haritaların üzerinde tankların ve boru hatlarının çizdiği gerçek güç dengesidir, diğeri o dengenin en kötü senaryosunu kâğıda döken uyarı metni. zamanında yazdığımız gibi (bkz: #PluhL4_C5o9IJmAFUUbxu) jeopolitik, soğuk hesabın ta kendisidir; (bkz: şiir akımları) ise o hesabın tutmadığı yerde insanın içinden geçeni haykırma biçimi.
ikisinin kesiştiği yer aslında sanıldığından çok daha kalabalık. bir yanda boğazlar, enerji koridorları, ittifak blokları; diğer yanda sembolizm, fütürizm, imgecilik gibi akımların manifestoları. fütürizm tam da bir savaş öncesi coğrafyasında, hızı ve makineyi kutsayarak doğdu; mayakovski'nin sesi ise devrimin jeopolitik sarsıntısından çıktı. yani şair, çoğu zaman haritanın değiştiği o kırılma anında kalemi eline alır.
bana kalırsa bu karşılaştırmanın özü şu: jeopolitik bugünü yönetir, şiir ise o bugünün insanda bıraktığı izi yarına taşır. tanklar geri çekilir, sınırlar yeniden çizilir; ama bir dizenin bıraktığı tortu, bir antlaşma metninden çok daha uzun yaşar. gerçeği söylemek gerekirse ikisi de aynı sabahın gazetesine manşet olur, ama sadece biri sizi ağlatır (bkz: #Os5YpH7V_Zf31vJg7Un22).