portekizli teknik direktör. bir maç sonrası "ilk yarı resmen sahaya çıkmadık" diyerek futbolun en bilinen mazeret kalıplarından birine imza atmış. vallahi bu cümleyi duyunca insanın aklına ister istemez şu geliyor: ilk yarı sahaya çıkmadıysanız soyunma odasında ne yapıyordunuz, çay demleyip sohbet mi ettiniz?
takım sporlarında bu tür açıklamalar genelde iki şeyin itirafıdır: ya oyuncuların motivasyonu yerlerdeydi ya da teknik ekip rakibi hiç okuyamadı. ikinci yarıda "sahaya çıkıp" bir şeyler değiştiyse demek ki sorun taktik değil, doğrudan ilk 45 dakikaya yayılan o uyuşukluk. yani pereira aslında kendi takımının ilk yarısını özetlemiş: istek yok, tempo yok, sadece topun peşinde koşan bir kalabalık.
futbolun klasiği: yenilgiden sonra suçu hep "ilk yarı"ya, "hakeme", "zemine" yükleyip ikinci yarıyı parlatmak. tam da bu yüzden bu açıklama bir özeleştiri gibi görünse de aslında yumuşak bir kaçış. gerçeği söylemek gerekirse, ilk yarı sahaya çıkmayan takımın ikinci yarıda ne kadar sahada olduğu da skor tabelasında yazıyor zaten.