makroekonomi ile yapay zeka modellerinin kesişimi, aslında iki ayrı disiplinin aynı soruya verdikleri farklı cevapların hikayesidir: bir sistemdeki değişkenler birbirini nasıl etkiler ve bu etkileşim öngörülebilir mi? makroekonomi, faiz, enflasyon, işsizlik ve cari denge gibi büyüklüklerin birbirine bağlı dansını modeller; (bkz: yapay zeka modelleri) ise bu dansı öğrenmek için veriyi kullanır. zamanında para politikaları vs makroekonomi başlığında belirttiğim gibi (bkz: #mN0B1AH8gjP95Fs64KpoE), makroekonomi kısa vadeli denge arayışının ötesinde yapısal bir örüntü bilimidir. işte tam burada, transformer mimarisinin attention mekanizması devreye giriyor: tıpkı merkez bankasının geçmiş verilere bakıp gelecek enflasyonu tahmin etmeye çalışması gibi, bir dil modeli de milyarlarca parametreyle geçmiş örüntülerden gelecek token'ı tahmin eder. ikisi de birer tahmin makinesi; biri faiz kararını, diğeri bir sonraki kelimeyi.
fark, verinin doğasında ve geri bildirim döngüsünde yatıyor. makroekonomide veri gürültülü, rejim değişimleri sık ve Lucas critique denen bir bela var: modeli ne kadar iyi kurarsan kur, insanlar modele göre davranış değiştirince model çöker. yapay zeka modellerinde ise overfitting denen bir tuzak var; model geçmişi ezberleyip geleceği ıskalıyor. ikisinin ortak noktası, arbitraj kavramı: piyasada yanlış fiyatlanmış bir beklenti varsa, bunu ilk gören kazanır. makro veri açıklandığında piyasa saniyeler içinde fiyatlanır; bir dil modeli de eğitim verisindeki örüntüyü yakalayıp çıkarım yapar. ama ikisi de duygusal arbitraj tuzağına düşebilir: piyasa irrasyonel, insan da öyle.
bana kalırsa asıl mesele şu: makroekonomi normatif bir bilim, "ne olmalı" sorusunu sorar; yapay zeka modelleri ise betimleyici, "ne oluyor" sorusuna bakar. bir merkez bankası faiz kararını açıklarken geleceği inşa etmeye çalışır; bir LLM ise sadece olasılık dağılımını daraltır. yani biri karar, diğeri tahmin. ikisini birleştirmek, örneğin bir merkez bankasının politika metnini bir dil modeline yazdırmak, kulağa vizyoner geliyor ama işin aslı şu: piyasayı yöneten şey algoritmalar değil, insanların o algoritmalara duyduğu güven. o güven sarsıldığında ne makro model ne de yapay zeka kurtarır.