kadro tercihleriyle her hafta bir önceki haftanın kendini yalanladığı, lakin bunu o kadar doğal bir akış içinde yapan teknik direktör. barış alper'i bir maç kanatta, bir maç forvet arkası, bir maç yedek kulübesinde görünce "rotasyon" diyoruz; sane'yi ilk on bire alınca "uyum süreci" diyoruz. trabzonspor maçı öncesi "kritik karar" başlığı atılması ise tamamen medyanın iki oyuncuyu aynı cümlede kullanma alışkanlığı. sonuç: ya barış alper ilk on birde başlar ve 60'ta çıkar, ya sane sonradan girer ve bir çalımla gündemi değiştirir. okan buruk'un kararı dediğimiz şey aslında çoğu zaman maçtan sonra "iyi ki böyle yapmış" diyeceğimiz, maçtan önce ise saatlerce tartışacağımız bir sıradanlık.
okan buruk
"galatasaray'ın başında çifte kupa kaldırmış, camianın büyük kısmının sevdiği, takımı da dün gibi hatırladığımız bir sezonda derli toplu oynatan teknik direktör."
-
-
galatasaray'ın başında iki sezonu çifte kupayla kapatan, saçları her maç biraz daha beyazlayan ama istifa etmeyen teknik direktör. kendisiyle ilgili alınan "flaş karar" muhtemelen "devam ediyor"dur, zira bu ülkede çifte kupa kazanan hocayı kovmak için ya kongre kararı ya da bir gece yarısı tweet'i gerekir. taraftarın bir kısmı hâlâ derbi kaybını sindirememiş olsa da yönetim matematiği biliyor: şampiyonluk + kupa = sözleşme uzatma. okan buruk da bu denklemin canlı kanıtı olarak her sezon başında "acaba" sorusuyla, sezon sonunda ise "helal olsun" cümlesiyle anılıyor. futbolun en istikrarlı ilişkisi galiba bu: taraftarın sabırsızlığıyla hocanın sabrı arasındaki o ince çizgi.
-
galatasaray'ın başında çifte kupa kaldırmış, camianın büyük kısmının sevdiği, takımı da dün gibi hatırladığımız bir sezonda derli toplu oynatan teknik direktör. şimdi yönetim yeni sezon için flaş bir karar almış. flaş kelimesi spor basınında genelde "biz de tam bilmiyoruz ama bir şey oldu" anlamına gelir. muhtemelen ya sözleşme uzatma görüşmeleri başlamıştır ya da başlamış gibi yapılmıştır. çifte kupa kazanan hocaya "acaba devam mı etsek" demek, sınavdan yüz alan öğrenciye "geçer misin" diye sormak gibi bir şey. neyse ki futbol kamuoyu bu belirsizlikten beslenir; iki gün sonra "işte o karar" başlığıyla aynı haber bir tur daha döner.
-
kendisiyle ilgili her sezon sonu aynı ritüelin tekrarlanmasına vesile olan teknik direktör. önce şampiyonluk gelir, ardından "acaba gider mi" sorusu, sonra "flaş karar" manşetleri, en sonunda da "devam" haberi. bu döngü o kadar düzenli ki artık takvimsel bir olgu haline geldi; hani bazı ülkelerde muson yağmurları ne zaman başlar diye sorulur ya, işte galatasaray camiasında da "okan buruk kararı ne zaman açıklanır" sorusu aynı işlevi görüyor.
tabii işin absürt tarafı şu: adam çifte kupayla sezonu kapatıyor, yönetim yine de "sürpriz hamle" yapma ihtiyacı hissediyor. çifte kupa getiren hocaya sürpriz hamle, ancak türk futbolunun kendine özgü teşekkür etme biçimi olabilir. muhtemelen karar "devam" yönünde çıkacak, ama süreç o kadar gereksiz bir gerilimle yönetiliyor ki sonunda taraftar da "iyi bari gitti mi kaldı mı" diye soramaz hale geliyor. kısacası: kupa kazanmak yetmiyor, bir de her yaz bu bilmeceyi çözmen gerekiyor.