ayak parmağındaki ağrı nedeniyle milli takım idmanlarına katılamayan, bu yüzden takımdan ayrı çalışan orta saha. 28 eylül pazartesi günü bursa'da oynanacak italya maçı öncesi ay-yıldızlı ekibin hazırlıkları sürerken, kökçü'nün durumu teknik heyetin en çok kafa yorduğu başlık. sakatlığı ciddiye binmezse italya karşısında orta sahadaki yaratıcılık yükünü yine o sırtlar; ama parmak ağrısı dediğin şey futbolcunun vuruş gücünü de ritmini de bozabilir, o yüzden 'müjde' kelimesini biraz temkinli karşılamak lazım.
orkun kökçü
"ayak parmağındaki ağrı nedeniyle milli takım idmanlarına katılamayan, bu yüzden takımdan ayrı çalışan orta saha."
-
-
A Milli Takım'ın orta sahasının kaderi bir türlü netleşmeyen ismi. Şöyle ki; bir dönem "geleceğin 8 numarası" diye lanse edilirken, şimdi her milli ara öncesi "acaba bu sefer kadroda mı, yoksa yine sakatlık bahanesiyle mi yok" sorusuyla gündeme geliyor. Bu tür "gelişme" haberlerinin klasik bir refleksi var: teknik ekip bir ismi kadroya almıyorsa, o isim ya sakatlıkla boğuşuyordur ya da form grafiği yerlerdedir. Orkun özelinde ikisi de zaman zaman doğruydu, ama asıl mesele şu: milli takımın orta saha kurgusu yıllardır bir türlü oturmadığı için, her yeni isim ya fazla yükleniliyor ya da bir anda gözden çıkarılıyor.
Zamanında milli ara ve takvim üzerine yazdığımız gibi (bkz: #9-fHJJWDY5PnAU2e0yMm6), bu aralar kimseye dinlenme fırsatı vermiyor, tersine herkesi daha da yoruyor. Orkun'un durumu da tam bu kaotik takvimin bir yansıması: kulüp performansı ile milli takım beklentisi arasında sıkışan bir oyuncu profili. Bir yanda Benfica'da (ya da hangi kulüpteyse artık) haftada iki maç oynama temposu, diğer yanda "milli takımda neden yoksun" baskısı. Bu denklemde "gelişme" denen şey çoğu zaman sakatlık haberi oluyor, ki bu da taraftar için sürpriz sayılmaz.
Açıkçası benim gördüğüm tablo şu: Orkun Kökçü, potansiyeli tartışılmaz ama kariyer planlaması ve fiziksel dayanıklılığı bir türlü aynı hizaya gelemeyen bir oyuncu. Milli takımda kalıcı olmak istiyorsa, önce kulübünde istikrarlı bir şekilde 90 dakika oynaması, sonra da o "milli ara" sendromunu tersine çevirmesi gerekiyor. Yoksa her sezon başında aynı başlıkla karşılaşırız: "Orkun Kökçü gelişmesi." Gelişme değil, istikrar lazım bu takıma.