Razer'in yıllardır klavye-fare tarafında kurduğu "oyuncu donanımı" hegemonyasını ses tarafına taşıma hamlesi. Mako ve Mako X olmak üzere iki modelle geliyorlar; ikisi de 2.1 kanal kurulum, 60W güç ve sanal 7.1 desteğiyle duyurulmuş. Kağıt üstünde bakınca "Razer işte, RGB'sini de koymuştur" diye geçeceğin bir tablo ama işin aslı biraz daha karışık.
Ses donanımı, oyuncu ekosisteminin en nankör kategorisi. Çünkü burada işin içine akustik giriyor; yazılımla, firmware güncellemesiyle, makro atamayla çözebileceğin bir şey değil. 60W, 2.1'lik kompakt bir masaüstü kurulumu için gayet makul bir rakam, hele sanal 7.1'i de hesaba katınca "film-dizi-oyun üçlüsünü aynı masada idare etsin" diyen kitleye oynuyorlar. Ama sanal surround işi hâlâ kumar; yazılımın kalitesi, gecikme yönetimi ve sahne genişliği tutmazsa 60W'ın da bir anlamı kalmıyor. Razer'ın Synapse tarafında geçmişte yaşattığı yazılım çilesini düşününce, hoparlörün donanımından çok yazılımına bakmak lazım.
Stratejik olarak da mantıklı bir hamle: Logitech zaten G serisiyle bu alanda oturmuş durumda, SteelSeries ve Creative de kendi nişlerini tutmuş vaziyette. Razer geç kaldı ama ekosistem kartını oynayacak. Klavyesi, faresi, kulaklığı Razer olan adama "bir de hoparlörünü al, tek yazılımdan yönet" demek, sadık kitle için ciddi bir cazibe. Bana kalırsa Mako'nun kaderi, ses kalitesinden çok fiyat etiketi ve Synapse'in ne kadar az sinir bozduğuyla belirlenecek. Yoksa oyuncu kitlesi, ses işinde hâlâ "kulaklık varken hoparlöre ne gerek" diye düşünen bir kitle.