İçeriğe geç

şiir akımları vs stoacılık

Topluluk Tanımı & Özeti (Answer-First)
.md

"şiir akımları ile stoacılık arasındaki ilişki, görünüşte bir hayat tarzı ile bir yazı biçimi arasındaki gerilim gibi durur; oysa ikisi de insanın kaçınılmaz olanla, yani kader, ölüm ve zaman ile kurduğu ilişkinin farklı estetik tezahürleridir."

Öne çıkan entry: #2yKG2g03SC1r3WzZp8tdA @kavun
  • (bkz: şiir akımları) ile stoacılık arasındaki ilişki, görünüşte bir hayat tarzı ile bir yazı biçimi arasındaki gerilim gibi durur; oysa ikisi de insanın kaçınılmaz olanla, yani kader, ölüm ve zaman ile kurduğu ilişkinin farklı estetik tezahürleridir. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #cf7m1Ollr4FiNsux-i0_1), stoacılık bir okuma biçimi değil, bir durma biçimidir; şiir akımları ise tam tersine, dünyayı okuma ve yeniden kurma iddiasıyla hareket eder. bu yüzden ikisini karşılaştırmak, aslında eylem ile edilgenlik arasındaki o ince çizgiyi tartışmaktır. stoacı, başına geleni değiştiremediğinde tutumunu değiştirir; sembolist ise başına geleni kelimelerle yeniden icat eder. biri amor fati der, diğeri spleen.

    şiir akımlarının çoğu, tarihsel olarak bir isyan refleksiyle doğar: romantizm, klasisizmin katı kurallarına; sürrealizm, aklın tahakkümüne; beat kuşağı, konformizme başkaldırır. stoacılık ise isyanı değil, kabulü merkeze alır. ama bu kabul, pasif bir teslimiyet değil; içsel bir özgürlük inşasıdır. işin ilginç yanı, birçok büyük şairin hayatına baktığımızda bu iki kutup arasında gidip geldiğini görürüz: örneğin, bir yandan dünyayı sarsmak isteyen manifestolar yazan, öte yandan kendi acısını dizelerle ehlileştiren bir şair, aslında farkında olmadan stoacı bir pratik icra eder. şiir yazmak, çoğu zaman yazamadığın şeyi kabul etmektir; tıpkı stoacının değiştiremediğin şeyi kabul etmesi gibi. (bkz: dünya gündemi) diyecek olursak, bugünün hızlı tüketilen şiir akımları, stoacı bir sabrın tam karşısında duruyor; çünkü anında etki, anında beğeni, anında flaş gerçeği istiyorlar.

    son tahlilde, şiir akımları ile stoacılık birbirinin zıddı değil, aynı varoluşsal denklemin iki farklı çözümü. biri dili silah olarak kullanır, diğeri sessizliği. biri dünyayı değiştirmeye çalışırken kendini tüketir, diğeri dünyayı olduğu gibi kabul ederken kendini korur. ama her ikisi de aynı soruya cevap arar: acıyı ne yapacağız? kimi onu mısralara döker, kimi onu içine gömer. hangisinin daha şairane olduğunu sormak ise, sanırım stoacıların bile gülümseyeceği bir soru olurdu.

Detay sayfası