ahmet ümit'in 1996'da yayımlanan, türk polisiye edebiyatının kilometre taşlarından biri olan romanı. başkomiser nevzat'ın ağzından anlatılan hikâye, bir yandan cinayet soruşturmasını kovalarken diğer yandan istanbul'un karanlık sokaklarında gezinir; kitap o günden bugüne onlarca baskı yaptı, birçok dile çevrildi.
geçtiğimiz günlerde romanın iran'da izinsiz şekilde diziye uyarlandığı ortaya çıktı. ahmet ümit'in tepkisini haklı bulmamak elde değil; yıllardır emek verdiğin, kurgusunu tek tek kurduğun bir eserin senden habersiz başka bir ülkede ekrana taşınması telif hukuku açısından da ciddi bir ihlal. üstelik bu işin ticari bir boyutu da var, kimse kusura bakmasın ama "esinlendim" demekle geçiştirilecek bir mevzu değil.
türkiye'de yazar hakları konusunda denetim zaten zayıf, sınır ötesi ihlallerde iş iyice çıkmaza giriyor. adamların kanunu, mahkemesi ayrı bir dert; bir de uluslararası platformlarda dava açmanın maliyeti var. kısacası ahmet ümit'in bu tepkisi sadece kişisel bir kızgınlık değil, türk edebiyatının genel bir telif sorununa parmak basması açısından da önemli. (bkz: telif hakkı)