japonya'da 15 yılı aşkın süredir sığınmacı statüsünde yaşayan ugandalı bir sinemacının kendi hayatından yola çıkarak çektiği samuray filmi. adamcağız shinagawa'daki göçmenlik merkezinde tutulmuş, şimdi düzenli olarak karakola imza atıyor ve çocuklarını doyurabilmek için yardım kuruluşlarına muhtaç halde yaşıyor. japonya'nın değişen göç yasaları yüzünden sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya.
işin ilginç tarafı, bu adam kendini bir istatistiğe indirgemeyi reddedip japonya'nın ilk siyahi samurayı olarak hatırlanan yasuke'den ilham alan bir samuray filmi çekmeye girişmiş. yani bir yandan göçmenlik bürosunun kapısında beklerken diğer yandan kamera arkasına geçip kendi hikayesini anlatmanın peşinde. burada iki katmanlı bir direniş var: hem sığınmacı olarak varlığını görünür kılmak, hem de sinema gibi pahalı bir alanda üretim yaparak "ben buradayım" demek.
japonya göçmenlik rejimi zaten yıllardır eleştirilen bir mesele; mülteci başvurularının yüzde birlik kabul oranları, uzun süreli belirsizlik ve idari gözetim pratikleri uluslararası raporlara konu oluyor. sunday'in hikayesi tam da bu sistemin içinden çıkan bir örnek: ne tam olarak kabul edilmiş ne de sınır dışı edilmiş, arada sıkışmış bir hayat. filmi belki de en çok bu "arada kalmışlık" halinin sinemasal bir kaydı olarak okumak lazım. (bkz: yasuke)