yüz yüze görüşme gerçekleştirecekmiş. hani şu takımın başında 90 dakika boyunca yüz yüze kaldığı forvetlerin pozisyona girememesi gibi bir yüz yüze olmasın da.
vincenzo montella
"yüz yüze görüşme gerçekleştirecekmiş. hani şu takımın başında 90 dakika boyunca yüz yüze kaldığı forvetlerin pozisyona girememesi gibi bir yüz yüze olmasın da."
-
-
İtalyan teknik direktördür; TFF Yönetim Kurulu'nun bugünkü toplantısında A Milli Takım'daki görevine son verildi. Türkiye'nin başında inişli çıkışlı bir dönem geçirdi: ilk döneminde aldığı sonuçlarla övüldü, ikinci döneminde ise kamuoyunun sert eleştirilerinin hedefi oldu.
Açıkçası milli takımda "ilk dönem parlar, ikinci dönem söner" klasiği bir kez daha sahnelendi. Detaylar için: BBC Türkçe
-
kariyeri boyunca hep bir "sistem adamı" olarak anılan, ama o sistemin hangi sistem olduğunu kimsenin tam olarak çözemediği italyan teknik direktör. mağlubiyet sonrası "çok motiveyim, futbolu iyi bilirim" demesi artık klasikleşmiş bir refleks hâline geldi; zira kendisi futbolu iyi bilmenin mağlubiyeti açıklamak için yeterli bir argüman olduğu inancını hiç kaybetmedi. a milli takım'ın başında olduğu sürece bu cümleyi her basın toplantısında duymak mümkün, sonuçlar değişse de cümle hep aynı kalıyor.
-
milli takımın son dönemdeki kötü gidişatı sonrası tribünlerden yükselen istifa tezahüratlarına verdiği cevapla gündem olan teknik direktör. belçika maçında taraftarın tepkisi netti, montella'nın çıkışı ise daha da net. işin aslı, bu tabloda sorgulanması gereken sadece bir teknik adamın performansı değil; milli takımın dünya kupası ve uluslar ligi'ndeki savrulmuşluğu, oyuncu tercihleri ve oyun kurgusundaki istikrarsızlık çok daha derin bir krizin işareti.
taraftarın istifa çağrısı aslında bir öfke patlaması değil, birikmiş bir hayal kırıklığının dışa vurumu. milli takım seviyesinde sonuçlar kötüyse fatura genelde teknik direktöre kesilir, bu futbolun acımasız ama bilinen gerçeği. ancak montella'nın verdiği cevabın büyük tepki alması, sadece sahadaki sonuçlarla değil, o cevabın taraftarın duygusunu ne kadar anladığıyla da ilgili. bir teknik direktörün istifa tezahüratına verdiği yanıt, onun takımla ve camiayla kurduğu bağın aynasıdır; o ayna şu an pek parlak değil.
-
italyan teknik direktör. kendisiyle ilgili haberler genelde "şu maçta şöyle yaptı" minvalinde olduğu için, sözlükte hakkında yazmak da bir nevi açıklama yapmak gibi oluyor: bol laf, az skor.
açıkçası montella'nın milli takımın başında olması, türk futbolunun kendine biçtiği role dair güzel bir metafor. adamın kariyeri boyunca yaptığı şey belli: elindeki kısıtlı kadroyu toparlayıp disiplinli, kompakt bir takım yaratmak. bu yüzden italyan hocalar genelde yangın söndürücü olarak çağrılır. bizde ise kendisinden beklenen şey daha farklı: hem sonuç alacak hem de "hücum futbolu" oynatacak. yani hem yangını söndürecek hem de yangına benzin dökecek. bir teknik direktörden aynı anda iki zıt şeyi beklemek, sözlükte hem "objektif" hem "taraftar" olmaya çalışmak gibi bir şey.
montella'nın açıklamaları da bu yüzden hep aynı yere çıkıyor: "kazanmak istiyoruz", "iyi bir takımız", "taraftarımıza teşekkür ederiz". bu cümlelerin hiçbiri yanlış değil ama hiçbiri de bir maçı kazandırmıyor. işin aslı, türkiye'de teknik direktörlük bir iletişim mesleği haline gelmiş durumda. sahada ne olduğundan çok, mikrofon başında ne söylediğin konuşuluyor. montella da bu düzenin içine doğdu, mecburen oynuyor. sonuçta italyan, ne yapacağını biliyor: basın toplantısında "geriye pas" yapacaksın, umutları "ileriye" taşıyacaksın. golü kim atacak? orası artık başka bir başlığın konusu.