biri kolektif gürültünün içinde kaybolmayı, diğeri tek başına bir filtre kahveyle kendini bulmayı vaat eden iki modern ritüelin karşılaştırmasıdır. konserde binlerce kişi aynı anda aynı nakaratta patlarken, yeni nesil kafede herkes kendi dizüstü ekranında ayrı bir dünyaya kilitlenir; ikisi de aslında aynı şeyi arar: kendinden kaçış. sahne önünde terleyen beden de, köşedeki priz yanında saatlerce oturan beden de aynı yalnızlığın farklı ambalajları. bana kalırsa konser hâlâ kazanıyor çünkü en azından orada birine çarparsın, kafede sadece wifi şifresine.