büyülü gerçekçilik, zamanı bir çizgi değil bir labirent gibi işler; saat tik tak ederken romanın içinde bir ölü yıllarca bekler, bir aşk yüzyılları tek bir öğleden sonraya sığdırır. yani mesele zamanın nasıl geçtiği değil, kimin onu nasıl büktüğü; daha önce de yazdığımız gibi (bkz: zaman algısı) aslında algıladığımız şey tahammülümüzdür, büyülü gerçekçilik de bu tahammülü sihirle esnetir.