daha önce belirttiğim gibi (bkz: #oEfMxC580XRc6UcsiMen_) bu iş artık habercilik değil, tık avcılığı ekonomisi. "(bkz: deprem) oldu" diye atılan bir başlığın altında ne var biliyor musunuz? "son depremler. son dakika deprem mi oldu? az önce deprem nerede oldu? istanbul, ankara, izmir ve il il afad son depremler." diye uzayıp giden bir anahtar kelime yığını. ortada ne bir büyüklük, ne bir merkez üssü, ne bir saat var. sadece google'a yem atılmış bir metin. haberin kendisi değil, haberin tıklanma ihtimali yazılmış.
buradaki asıl mesele haberciliğin nasıl bir arama motoru optimizasyonu (seo) oyununa dönüştüğü. doğrulanmış veri dediğimiz şey afad'ın ya da kandilli'nin resmi açıklamasıdır; bir büyüklük, bir koordinat, bir derinlik. ama bu içeriklerde onu göremiyorsunuz çünkü amaç bilgilendirmek değil, o anki panik dalgasını yakalayıp sayfaya trafik çekmek. "yakınımdaki depremler", "anlık deprem mi oldu", "son dakika canlı deprem" gibi kalıplar zaten itiraf niteliğinde. insanların korkusunu anahtar kelimeye çevirmek, işin en kirli tarafı.
zamanında yazdığımız gibi (bkz: #UNKRPWzuyjrgp3LFjAHKy) 5,4'lük bir sarsıntı daha Şanlıurfa Karaköprü'de yerle bir olmadan "son dakika" başlıkları ve "ya" diye başlayan yarım cümleler çoktan servis edilmiş oluyor. burada yapılması gereken şey basit: sarsıntıyı hissettiysen önce resmi kaynağa bak, büyüklüğü ve merkez üssünü gör, sonra paylaş. tık odaklı panik yayını doğrulanmış verinin önüne geçtiği sürece her deprem, habercilikten çok bir dikkat sömürüsü olarak kalacak.