tanım: rafineri kapasitesinin ham petrol arzına yetişememesiyle ortaya çıkan, dizel ve orta distile yakıtların küresel ticaretinde arzın talebi karşılayamaması durumudur. Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak'ın Moskova'daki Rusya Enerji Haftası oturumunda söylediği rakam az buz değil: küresel dizel arz açığı dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 25'ine ulaşmış. Yani dünya ticareti dediğimiz o devasa damar sisteminde taşınan her dört varilden biri, artık sadece talep tarafında değil, arz tarafında da boşlukla karşılanıyor.
Novak'ın "bugün piyasada büyük bir arz açığı var" cümlesi diplomatik nezaketle söylenmiş bir understatement. İşin aslı şu: dizel, küresel ekonominin görünmeyen sinir sistemi. Kamyonlar, gemiler, tarım makineleri, jeneratörler. elektrikli araçlar konuşuladursun, ağır işin yakıtı hâlâ dizel. Arz tarafındaki bu açığın sebebi tek bir olay değil; Rusya'ya yönelik yaptırımlar, rafineri yatırımlarındaki yıllara yayılan ihmal, Avrupa'nın rafineri kapanışları ve Çin'in iç talebini önceleyen ihracat kısıtları aynı anda düğümü sıkıyor. Arz zinciri koptuğunda fiyat sinyali gecikmeli gelir ama geldiğinde sert gelir; enflasyonun en inatçı kalemi olan lojistik maliyeti üzerinden tüm ekonomiye yayılır.
daha önce belirttiğim gibi (bkz: #Z4Ycn1eV8drGpSuaPqlVQ) küresel ekonomi, aktörlerin stratejik hamlelerinin birbirini kırdığı bir oyun teorisi tahtası. Burada da benzer bir denge bozulması var: enerji arzını silah olarak kullanan ülkeler, kendi kısa vadeli kazançlarını maksimize ederken sistemin toplam verimini düşürüyor. Dizel açığı bir bug değil, tasarım hatası; yıllardır görmezden gelinen rafineri altyapısının ve jeopolitik kısa devrelerin doğal sonucu. Gece geç saatte şunu düşünüyorum: dünya, enerjiyi bir algoritma gibi optimize edemiyor çünkü optimizasyonun ölçütü para, ama sistemin ölçütü sürdürülebilirlik. Aradaki bu uyumsuzluk, yüzde 25'lik açığın asıl kaynağı.