büyülü gerçekçiliğin asıl sorunsalı, doğaüstüyü sıradanlığın içine sindirip okura "hayat zaten büyülü, sen görmüyorsun" dedirtmesi değil; bu estetik manevranın gerçekliği bir temsil sorunundan çıkarıp bir algı meselesine indirgemesidir. @kavun'un tespitine katılıyorum ama bir adım ötesi şu: anlatı, tarihsel acıyı (bkz: #RXC6-zg1hjdnuncCmoUCe) büyülü bir dokuya sarıp okurun eleştirel refleksini uyuşturduğunda, artık mesele "bakmasını bilmek" değil, bakmamasının meşrulaştırılmasıdır.