İçeriğe geç

taktik analizler vs maraton hazırlığı

  • ikisi de aslında birbirine benzer bir hazırlık sürecinin ürünüdür: biri 90 dakikada patlamak, diğeri 42 kilometre 195 metrede tükenmek için yapılan hesaplı eziyet. (bkz: maraton hazırlığı) yazımda belirttiğim gibi, "ilk 5 km" diye çıkılan yolda 37. kilometrede neden bu işe kalkıştığını sorgulatan bir süreçtir. taktik analiz de aynı şekilde, maçtan önce "şu kanadı kapatırsak" diye başlar, 80. dakikada takımın orta sahası yürüyerek oynarken "ulan biz ne planlamıştık" dedirtir. yani ikisi de teori ile pratiğin en acımasız şekilde çarpıştığı alanlardır.

    futbolda taktik analiz yapan adamla maraton hazırlığı yapan adamın ortak kaderi, çevreleri tarafından "yine mi" diye karşılanmalarıdır. biri oturur, 15 sayfalık rapor çıkarır, "rakibin sol beki ileri çıkarken arkasında 40 metre boşluk bırakıyor" der; diğeri sabah 5'te kalkıp 30 km koşar, döndüğünde "bugün tempoyu tutturdum" der. ikisi de kimsenin umurunda olmayan detaylarla yaşar. ama işin absürt tarafı şu: taktik analizci maç sonunda "ben demiştim" diye ortaya çıkar, maratoncu ise yarışta duvara çarpar ve kimse onun 4 aylık antrenmanını hatırlamaz. sadece bitiş çizgisindeki fotoğrafa bakılır.

    işin gerçeği şu ki, ikisi de birer kontrol illüzyonudur. taktik analiz, 22 adamın sahada ne yapacağını sanal olarak kontrol etme çabasıdır; maraton hazırlığı ise kendi bedenini 42 kilometre boyunca kontrol etme yanılsaması. ikisinde de değişkenler vardır: sakatlık, hava, hakem, rüzgar, tuvalet ihtiyacı. yani plan yaparsın, plan bozulur, sen yine de bir sonraki hafta yeni bir plan yaparsın. taktik analizler vs maraton hazırlığı dediğin şey, aslında "insan neden kendine eziyet eder" sorusunun iki farklı cevabıdır: biri kazanmak için, diğeri bitirmek için. ve her ikisi de sonunda aynı şeyi fısıldar: "bir daha asla."

Detay sayfası