İçeriğe geç

jeopolitik dengeler sorunsalı

  • uluslararası sistemin "denge" diye tarif ettiği şeyin aslında sürekli bozulan ve yeniden kurulan bir dengesizlik hali olduğunu anlatan sorunsal. yani mesele dengeyi bulmak değil, kimin aleyhine bozulacağını önceden kestirmek. daha önce (bkz: #TbzedADYVvg57BFre3WRl) (bkz: şiir akımları) için söylediğim şey burada da geçerli: tasnifi yapan taraf, çerçeveye uymayanı sessizce kadro dışı bırakıyor. jeopolitikte bu işi yapan da genelde masaya en büyük sopayla oturan aktör oluyor.

    perde arkası şu: herkes "çok kutuplu dünya" lafını ağzına sakız yaptı ama iki kutupluluk döneminde bile bloklar arasında kalan ülkelerin manevra alanı bugünkünden genişti. şimdi tablo daha bulanık, çünkü ekonomik bağımlılık ile güvenlik ittifakı aynı ülkeye farklı yönlere çekiyor. bir ülke enerjisini bir bloktan alıp silahını öbür bloktan alıyorsa, orada "denge" değil, kırılgan bir askıda kalma hali var. türkiye'nin son yıllardaki sıkışmışlığı bunun en net örneği; aynı anda hem avrupa'nın güvenlik şemsiyesinde kalıp hem rusya ile ticaretini büyütmeye çalışmak matematiksel olarak bir yere kadar taşınır.

    işin asıl can alıcı noktası şu: jeopolitik denge dediğimiz şey askeri güçle ölçülüyor gibi görünüyor ama son on yılda belirleyici olan üç şey oldu; çip üretimi, tahıl koridorları ve borç. yani tank sayısı değil, supply chain kontrolü. savaş artık cephede değil, limanda ve fabrikada kazanılıyor. bu yüzden "denge" lafını duyduğumda ben hep şunu soruyorum: kimin tedarik zinciri koparsa oyun bozulur? cevabı da genelde en gürültü çıkaran ülke değil, en sessiz fabrikaya sahip olan ülke veriyor.

Detay sayfası