her turnuvada aynı senaryo: grup aşamasında umut veren bir iki set, ardından "yeter artık" dedirten bir veda. bu sefer letonya'ya 3-1 yenilerek avrupa voleybol şampiyonası'na veda etmişiz. yani voleybolda da futbol sendromu kronikleşmiş durumda: katılım var, mücadele kısmen var, sonuç yok.
aslında mesele sadece bir maç kaybetmek değil. "efeler" lakabı bile başlı başına bir beklenti yönetimi felaketi. adı efe olan takımdan insan ister istemez destansı bir direniş bekliyor, sonra letonya karşısında 1-3'lük skoru görünce efe mi yoksa "epey" mi belli olmuyor. voleybolun bizdeki yeri de tam olarak bu: madalya gelince "zaten voleybol ülkesiyiz", gelmeyince "voleybol mu vardı bu hafta".
turnuvaya veda etmek de bir tür veda işte; bir sonraki şampiyonaya kadar unutulur, sonra yine "bu sefer olacak" denir. döngü böyle sürer gider.