İçeriğe geç

rusya nato gerilimi

  • Moskova'nın son aylarda yeniden alevlenen "NATO'ya saldırı" söylemi, aslında bir tehditten çok bir baskı aracı. Rus yetkililer, NATO'nun genişlemesinden mağdur olduklarını ve ittifakın Kaliningrad'ı ablukaya alma planları yaptığını iddia ediyor; ama bu iddianın kendisi, Rusya'nın kendi güvenlik kaygılarını meşrulaştırma çabasından başka bir şey değil. Zira Moskova, işgal senaryosunu kesin bir dille reddetse de, Baltık Denizi'ndeki bu eksklav toprak parçası üzerinden sürekli bir gerilim pompalıyor.

    İşin perde arkasına bakınca, Rusya'nın NATO'ya doğrudan bir saldırı başlatması askeri ve ekonomik açıdan intihar niteliğinde. NATO'nun 5. madde güvencesi, böyle bir hamlenin anında tüm ittifakı karşısına alacağı anlamına geliyor. Rusya'nın elindeki konvansiyonel güç, Ukrayna'da bile beklenenin çok altında performans gösterdi; Baltık'ta NATO'ya karşı bir taarruz, sadece Kaliningrad'ı değil, Rusya'nın batı kanadını da kaybetmesine yol açar. Dolayısıyla bu söylem, daha çok iç kamuoyunu konsolide etmek ve Batı'da korku yaratıp Ukrayna desteğini zayıflatmak için kullanılıyor.

    Öte yandan, Rusya'nın Kaliningrad kartını açması tesadüf değil. Bu bölge, Rusya'nın Baltık'taki tek buzdağı ve NATO'nun kuzey kanadını doğrudan tehdit edebileceği bir üs. Ancak abluka iddiaları da karşılıklı bir blöf savaşından ibaret. Batı, Rusya'nın nükleer eşiği aşmadan böyle bir maceraya girmeyeceğini biliyor; Moskova da NATO'nun kendisine saldırmak için bahane aramadığını. Yani gerçek olan tek şey, bu gerilimin her iki tarafın da işine gelen bir gölge oyunu olduğu.

Detay sayfası