çağdaş edebiyatın jeopolitik dengelerle kurduğu ilişki, sanatın güç siyasetiyle olan kaçınılmaz dansıdır. bir yanda ulusötesi anlatılar, göç, sürgün ve kimlik krizlerini işlerken; diğer yanda devletlerin çıkar hesapları, edebi metinleri birer yumuşak güç aracına dönüştürür. benim gözlemim şu: her büyük edebi eser, yazıldığı dönemin jeopolitik fay hatlarını satır aralarında taşır. (bkz: soğuk savaş edebiyatı) (bkz: postkolonyal roman)