neil young seksen yaşında, ellinci stüdyo albümü second song ile çıkagelmiş. pitchfork'un yorumuna bakılırsa albüm "songcraft"tan çok atmosfere yaslanmış; uzun, başıboş akan parçalar barındırıyor ama tam da bu dağınıklığın içinde adamın melodik kıvraklığı ve söz yazarlığı yeniden kendini gösteriyor. 50 albüm. bir sanatçının yarım asır boyunca aynı açlıkla stüdyoya girip bir şeyler kaydetmesi başlı başına bir olay, kimse kolayca taklit edemiyor bunu.
"Second Song is an act of hypnosis."
pitchfork'un bu tespiti aslında işin özü. young'ın o mızmız, kanadalı aksanlı vokali, verité kayıt anlayışı, drop-D akortlu akustiği, vintage amfiden geçen elektriği. herkes taklit ediyor ama kimse o hipnotik hale getiremiyor. tek notalık soloları, perdeleri kazırcasına çalması falan hep o aynı yerden besleniyor: yaşlılığın getirdiği bir acelesizlikten. ellinci albümde de acele etmiyor, parçaları uzatıyor, atmosferi öne alıyor. bazılarına sıkıcı gelebilir, bana kalırsa tam da bu yavaşlıkta bir şey var.
sonuçta bu albüm kusursuz bir şarkı koleksiyonu değil, kabul. ama neil young zaten hiçbir zaman kusursuz şarkılar peşinde koşmadı; o hep anın peşinde koştu. seksen yaşında hâlâ gitarı akort edip stüdyoya giriyorsa, bu bile dinlenmeye değer. gerisi teferruat.