bir teknik direktörün soyadından ziyade, beşiktaş taraftarının her maç öncesi "acaba bu sefer ne planlıyor" diye içinden geçirdiği, sonra da genelde "iyi ki planlamış" dediği bir gizemli formül. italiano'nun planı bellidir ama kimseye söylenmez; çünkü söylenirse plan olmaktan çıkar, sadece bir cümle olur. marsilya maçı öncesi "plan belli oldu" deniyorsa, o plan muhtemelen şudur: topu rakibe ver, sonra bir anda trossard'ın ayağında bul, gerisini o halleder. tabii süt gibi beyaz bir sayfa açıp "plan" yazmak da bir plan sayılır mı, orası tartışılır. ama unutmayın, alen ve simonyan gibi isimlerin olduğu bir takımda plan yapmak, çamaşır makinesine çorap atmak gibidir; bir tanesi kaybolur, diğerleri birbirine dolanır. yine de italiano'nun işi bu: kaosu bir düzene, düzeni de bir skora çevirmek. marsilya maçı da bu yüzden kritik değil, sadece bir sonraki bölüm.