ikisi de aynı takıntının farklı tezahürüdür: birinde v60'a 92 derece su dökerken kendini zanaatkâr sanırsın, diğerinde moog'un cutoff düğmesini milimetrik oynatıp evrenin sırrını çözdüğünü zannedersin. sonuçta ikisi de bir sinyal peşinde koşmaktır; biri damağa, diğeri kulağa ulaşmaya çalışır. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #u_8PIrUWcpuAn48_9hmdo) bu işlerin bahanesi hep aynı yorgunluk, ama gece yarısı bir ladder filter'ın tatlı rezonansıyla demlenen kahvenin kokusu birleşince, insan kendini hem barista hem de krautrock yıldızı sanıyor. (bkz: şehir hayatı sorunsalı)