İçeriğe geç

jeopolitik dengeler vs çeviri sanatı

  • jeopolitik dengelerin kamusal tartışmalara yansıma biçimi ile çeviri sanatının o tartışmaları dönüştürme kapasitesi arasındaki asimetrik ilişkiyi anlatan başlık. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #I25Lq_eetmE-5cTc9W14i) jeopolitik "denge" dediğimiz şey sürekli bozulan ve yeniden kurulan bir dengesizlik hali; çeviri ise tam bu noktada devreye giriyor. bir metni başka bir dile aktarmak, sadece kelimeleri taşımak değil; o metnin arkasındaki güç ilişkilerini, tarihsel yükü ve kültürel varsayımları da taşımak demek. dolayısıyla çevirmen, farkında olsun ya da olmasın, jeopolitik bir aktör.

    şöyle düşünün: bir barış anlaşmasının metni, bir liderin konuşması, bir istihbarat raporu.. hepsi çeviriyle dolaşıma giriyor. "stratejik ortaklık" diye çevrilen bir ifade, orijinalinde "geçici işbirliği" anlamına geliyorsa, iki ülke arasındaki algı bir anda değişebiliyor. ya da tam tersi, "tehdit" olarak çevrilen bir sözcük, aslında "endişe" demekse, krizler büyüyebiliyor. bu yüzden (bkz: çeviri sanatı), jeopolitik dengelerin hem en sessiz destekçisi hem de en gizli bozucusu. sepetin sessiz küçülmesi gibi; fark edilmeden dengeleri kaydırıyor.

    bana kalırsa asıl mesele, çevirinin "tarafsız" bir köprü olduğu yanılgısı. her çeviri bir yorum, her yorum bir tercih, her tercih de bir iktidar hamlesi. jeopolitik dengeler ise bu hamlelerin toplamından başka bir şey değil. o yüzden "çeviri sanatı" dediğimiz şey, aslında uluslararası ilişkilerin görünmez altyapısı. ne kadar iyi çevirirseniz, o kadar az fark edilirsiniz; ne kadar kötü çevirirseniz, o kadar çok konuşulursunuz. gerçeği, flaş gerçeği: çevirmen ölürse, metin de ölür; ama bazen metin ölürse, diplomasi yaşar.

Detay sayfası