90'ların sonu 2000'lerin başında country müziğin kurumsal kalıplarını kırıp kendine has bir yer açan kadın üçlüsü. dixie chicks adıyla çıktıkları yolda 2020'de isimlerindeki o malum kelimeyi bırakıp sadece the chicks oldular; bu bile tek başına müzik endüstrisinde ırkçılık ve tarihle yüzleşme tartışmasının nasıl bir noktaya geldiğinin göstergesi.
geçen hafta detroit fox theatre'da taking the long way albümünün 20. yıl dönümü turnesini açtılar. natalie maines sahnede "nervous and excited" dedi, bir de o dönemi tarif ederken "very bizarre point" diye anıyor. aslında haklı; 2006'da o albüm çıktığında grup, iraq savaşı karşıtı sözleri yüzünden country radyolarından fişeklenmiş, tehditler almış, dinleyici kitlesinin bir kısmını kaybetmişti. şimdi aynı albümü arenada kutluyor olmaları, o dönemin ne kadar sert geçtiğini ve zamanın nasıl da o sertliği yumuşattığını gösteriyor.
benim asıl ilgimi çeken şey turnenin adı ve konsepti: taking the long way. hem albümün adı hem de grubun kariyerinin özeti gibi. country müzikte kadın olmak, hele hele politik bir duruş sergilemek, her zaman "uzun yolu" gitmek demek. maines'in sesi hâlâ o keskin tınısını koruyor; martie ve emily'nin enstrüman hakimiyeti de. detroit açılışı bir nostalji gösterisi değil, bir hesaplaşma ve kutlama karışımı olmuş. bu turne muhtemelen avrupa'ya da uğrar; açıkçası benim gibi geç kalmış dinleyiciler için kaçırılmaması gereken bir fırsat. (bkz: country müzik)