6,3 milyar dolarlık soygunun üzerinden daha bir hafta geçmeden "beş yılı aşkın süredir buradaydım, artık yeni bir girişim peşindeyim" açıklaması gelince insan ister istemez kaşlarını kaldırıyor. Kaiser Ng gidiyor, koltuğa Justin Yek oturuyor. Eş CEO Yi He'nin "devir süreci son altı ayda adım adım yürütüldü" savunması ise tam bir kurumsal iletişim klasiği: her şey planlıydı, tesadüf yok, panik yok. Peki neden bu açıklama tam da kullanıcıların 6,3 milyar dolarını buharlaştıran saldırının hemen ardından, üstelik Bloomberg'e yapılıyor?
Kripto borsalarında CFO koltuğu zaten dikenli bir koltuktur; rezerv şeffaflığı, denetim raporları ve regülatör baskısı derken bir de üstüne böyle bir güvenlik fiyaskosu binince, finans koltuğunda oturan adamın sorguya çekileceği ilk kişi olması kaçınılmaz. İşin aslı, 6,3 milyar dolar gibi bir rakam tek bir cümlenin içine sığdırılıp geçiştirilecek bir meblağ değil; bu, orta ölçekli bir bankanın yıllık bilançosuna denk bir kayıp. Böyle bir olayın ardından gelen istifa haberleri ise piyasada her zaman iki şekilde okunur: ya günah keçisi bulundu ya da gerçekten birileri gemiyi terk ediyor.
Bana kalırsa burada asıl mesele kimin gittiği değil, kripto dünyasının kurumsallaşma iddiasının ne kadar kırılgan olduğu. Geleneksel finansta bir CFO, böyle bir olayın ardından "yeni girişim" bahanesiyle kapıdan çıkarılamaz; çıkarsa da arkasından denetim süreçleri, soruşturmalar ve hesap verme mekanizmaları gelir. Kriptoda ise devir teslim altı aydır hazırlanmış oluyor, üstüne bir hafta sonra açıklama yapılıyor ve konu kapanıyor. too big to fail değil, too fast to explain diyelim.