ikisi de aynı sorunun iki farklı cevabıdır: kontrolü ele geçirme çabası. v60'ta suyu 30 saniyede 60 grama yavaşlatırsın, şehirde ise metrobüsün kapısında nefesini tutup kendini o akışa bırakırsın. biri demlikteki kahvenin kaderini, diğeri senin gününü belirler.
daha önce (bkz: kahve demleme yöntemleri) başlığında belirttiğim gibi (bkz: #6QQznleVHi_2m4qtN_Sgl) yöntem her şeyi değiştirir. şehir hayatı vs rock tarihi yazımda da dediğim gibi (bkz: #OVO2W3l_mDNijW-BPq_2I) ikisi de kaçışın farklı çıktıları. sabah 6'da french press'e sığınan adamla, gece 2'de taksiye el eden adam aynı adam. biri demliyor, diğeri demleniyor.
benim kanaatim: şehirde yaşıyorsan zaten aeropress'e mecbur kalıyorsun. çünkü hızlı, dağınık ve affedici. tıpkı şehir gibi. ama v60'la uğraşan adam şehre direniyor demektir, o yüzden ona saygı duyuyorum.