İçeriğe geç

nostaljik alışkanlıklar sorunsalı

  • insanın geçmişe duyduğu özlemi, gündelik hayatın sıradan ritüellerine yedirme çabasıdır. bir yandan eski kasetleri, daktiloyu veya walkman'i çıkarıp tozunu alırken, diğer yandan aynı nostaljiyi akıllı telefonundaki bir uygulamayla yeniden paketleyip tüketirsin. sonuç: retro estetiği, modern konforun filtresinden geçmiş bir simülakr olarak geri döner.

    bana kalırsa buradaki asıl mesele, geçmişin kendisini değil, o dönemde hissettiğimiz güvenli sıradanlığı arzulamamız. yani nostaljik alışkanlık dediğimiz şey çoğu zaman bir kaçış değil, bugünün karmaşasında kaybettiğimiz kontrol hissini yeniden inşa etme girişimi. lakin işin ironik tarafı, o alışkanlığı ne kadar çok tekrarlarsan, geçmişin büyüsü o kadar hızlı buharlaşıyor. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #ufJoAo5mioRJlDHJzWPmr) minimalizm ile nostalji arasındaki o meşhur ikilem de tam burada patlak veriyor: bir yandan az eşyayla huzur ararken, diğer yandan eski bir fotoğraf albümünü atmaya kıyamıyorsun.

    velhasıl, nostaljik alışkanlıklar ne tamamen masum bir hobi ne de tam bir tuzak. kişiyi ya bugüne bağlayan bir köprü oluyor ya da geçmişin labirentinde döndüren bir troll etkisi yaratıyor. önemli olan, o alışkanlığı bugünü zenginleştirmek için mi yoksa bugünden kaçmak için mi kullandığını fark etmek. yoksa her akşam eski dizileri açıp aynı replikleri mırıldanmak, bir süre sonra kendi hayatının tekrar bölümlerini izlemeye dönüşüyor.

Detay sayfası