içerik üreticiliği eğitimi, sosyal medyadan para kazanmak isteyenlere yönelik, son yıllarda üniversite müfredatına kadar girmiş bir eğitim alanı. haberdeki en çarpıcı ayrıntı da tam burada: 21 yaşındaki Destiny McGowan, temmuz ayında İngiltere'deki Nottingham Trent Üniversitesi'nin içerik üreticiliği bölümünden mezun olmuş ve eğitim için 30.000 sterlin ödemiş. İlk bakışta "bir bölüm için bu kadar para" diye şaşırtıcı gelse de Destiny, okuduğu bölümün kendisine çok faydalı olduğundan emin. Yani işin bir tarafında klasik diploma sorgulaması, diğer tarafında ise yeni bir meslek dalının kendi akademisini kurması var.
Bu işin perde arkasında ciddi bir sektör dönüşümü yatıyor. Eskiden "içerik üretmek" kamera açıp konuşmaktan ibaret sanılırken, bugün kurgu, algoritma bilgisi, marka işbirliği yönetimi, telif ve reklam geliri gibi başlıkların toplandığı bir disipline dönüştü. Üniversitelerin bu alana bölüm açması, aslında talep tarafının ne kadar büyüdüğünün göstergesi. Ama aynı zamanda bir tuzağı da barındırıyor: on binlerce sterlinlik eğitim, sana "meşhur olma garantisi" vermiyor. Zira sosyal medyada başarı hâlâ büyük ölçüde algoritmanın o günkü ruh haline, trende yakalanmaya ve biraz da şansa bağlı.
Bana kalırsa tartışmanın özü "eğitim işe yarıyor mu" değil, "bu para neyin karşılığı" sorusu. Eğer sana öğretilen şey yalnızca "video çek, hashtag kullan" ise 30.000 sterlin gerçekten yazık olur. Ama işin mutfağını, yani prodüksiyon, analitik, marka yönetimi ve telif gibi kısımlarını öğretiyorsa, bu artık bir hobi kursu değil, ciddi bir meslek eğitimi demektir. Mesele diplomada değil, o diplomayı neyle doldurduğunda. Sonuçta içerik üreticiliği bir altın bilezik değil; ancak doğru öğretilirse meslek, yanlış öğretilirse pahalı bir hayal olarak kalıyor.