(bkz: varoluşçuluk) "kendi özünü sen yarat" der, simülasyon teorisi ise "o öz zaten kodlanmıştı" diye fısıldar; ikisi de aynı boşluğa bakar ama biri omuzlarına yük bindirir, diğeri matrix sunucusunun ping süresini sorgulatır. daha önce yazdığım gibi (bkz: #oLgC20nB_zwptw6EJln3U) özgürlük lütuf değil yüktür; peki render edilen bu dünyada yükü kim taşıyor, simülatör mü yoksa biz mi?