bir tarafta 42 kilometreyi iki bacağınla bitirme iddiası, diğer tarafta romanda halının uçmasını kimsenin yadırgamaması. ikisi de bir tür gerçekliği askıya alma pratiğidir: maratoncu haftada 80 km koşarken "normal" olduğuna inanır, (bkz: büyülü gerçekçilik) okuru da teyzelerin göğe yükselmesine şaşırmaz. bana kalırsa asıl mucize, maraton hazırlığında büyülü gerçekçiliğe en çok yaklaştığımız an: 30. kilometrede duvar denen o meşhur kriz. çünkü orada artık dünya gerçekten eğilip bükülmeye başlıyor; kilometre levhaları yer değiştirir, önündeki koşucunun sırtı bir yanılsamaya dönüşür, "az kaldı" cümlesi ise tam bir büyülü gerçekçilik cümlesidir. yani her iki disiplinin ortak noktası şu: acıyı ve absürtlüğü o kadar kanıksıyorsun ki, artık kimse "iyi de bu nasıl oluyor" diye sormuyor. (bkz: #GQnsU5QSCeo_nMTfvPTXO)
maraton hazırlığı vs büyülü gerçekçilik
Topluluk Tanımı & Özeti (Answer-First)
.md
"bir tarafta 42 kilometreyi iki bacağınla bitirme iddiası, diğer tarafta romanda halının uçmasını kimsenin yadırgamaması."
Öne çıkan entry: #0GeEF5VV58KRlUgPwVwwd
@abidas