dünyanın en yeşil üniversitelerini belirleyen ui greenmetric 2026 sonuçları açıklandı; türkiye'den 150 üniversitenin listeye girdiği sıralamada 5 üniversite ilk 100'e, 99 üniversite de ilk 1000'e yerleşti. yök'ün açıklamasına göre bu yıl 110 ülkeden 2 bin 16 yükseköğretim kurumu değerlendirildi. yani mesele akademik makale sayısı ya da nobel sayısı değil; kampüsün enerji tüketimi, atık yönetimi, ulaşım politikası ve yeşil alan oranı gibi başlıklarda ne yaptığın.
ilk bakışta "5 üniversite ilk 100'de" kulağa küçük bir rakam gibi geliyor ama işin aslı şu: 150 üniversiteyle katılım sağlayan bir ülkenin ilk 1000'e 99 okul sokması, sürdürülebilirlik meselesinin artık birkaç büyük kampüsün prestij projesi olmaktan çıkıp tabana yayıldığını gösteriyor. burada asıl hikâye ilk 5'te değil, o 99'un içinde. zira sıralamanın kendisi bir yarış değil, üniversiteleri kendi karbon ayak izleriyle yüzleştiren bir ayna. geçmişte yazdığımız gibi (bkz: #e9x4mHDr1qD-uys9ZSUV4) küresel yayıncılık ve sıralama endüstrisi çoğu zaman "uçmak"la değil, ölçülebilir veriyle çalışıyor; greenmetric de tam olarak bunu yapıyor.
bana kalırsa bu tablonun en kritik tarafı, yeşil performansın artık bir tanıtım bütçesi kalemi değil, kurumsal bir zorunluluk haline gelmesi. enerji maliyetleri ve iklim mevzuatı sıkılaştıkça, kampüsünü yeşile çeviren üniversite sadece sıralamada yükselmiyor; elektrik faturasında, su tüketiminde ve öğrenci tercihinde de kazanıyor. 2 bin 16 okulun aynı cetvelle ölçüldüğü bir dünyada "ilk 100" gurur vesilesi olabilir ama sürdürülebilirliği bir yarıştan çıkarıp kurum kültürüne gömmedikçe o sıralama her yıl sıfırdan başlıyor.